Andante Flüt Köşesi
Sevgili müzikseverler ve okuyucular, flüt köşesine hoşgeldiniz! Herşeyden önce, flüte bir sayfa ayırdıkları için (dünyada bir müzik dergisi için ilk örnek) Andante dergisi yayın kuruluna teşekkür ederim. Sanırım hepiniz bu güzel ve popüler çalgıyı çok seviyorsunuz. Sevmiyor musunuz? O zaman bu, biz flütçülerin hatasıdır. Günbegün çok daha iyi çalıp, flüt çalıyor “bile” olsa iyi bir müzisyenin neler yapabileceğini göstermeliyiz.
Farketmişsinizdir Andante’nin bu sayısı J.S.Bach’ın muazzam sanatı ve eserlerini konu almakta. Daha sonraki flüt köşelerinde göreceğimiz gibi, diğer usta bestecilerden çoğu kaçırmış da olsa bu bilge bestecinin çalgımızın olanaklarını ve güzelliğini farketmiş olması biz flütçüler için büyük bir şanstır. Herneyse; basso continuo(sürekli bas) veya obbligato cembalo ile 7 sonat, 1 eşliksiz partita, 2 flüt veya flüt, keman ve continuo için birkaç trio sonat, 1 orkestral süit, flütün solist olduğu 2 Brandenburg Konçertosu ve obbligato flüt ile aryalarda olduğu gibi birçok orkestra eserindeki flüt sololarını düşünecek olursak hiç de küçümsenmeyecek bir şans olduğunu söyleyebiliriz (Bu aryalarda flüt partisi en az şan partisi kadar önemlidir).
Bach’ın sonatları, okul yıllarından başlayarak bir flütçünün hayatında her zaman bulunan eserlerdir. Orkestra ve solo eserleriyle ancak profesyonel müzisyenlerin, hatta “başarılı” profesyonellerin karşılaşma ihtimali olduğundan, biz oda müziği eserleri ile başlayalım. Daha önce belirttiğim gibi J.S.Bach’ın olduğu bilinen 7 sonat bulunmasına rağmen, sonatlardan ikisini (mi bemol majör, BWV 1031 ve sol minör, BWV 1020) J.S.Bach’ın en yetenekli oğlu C.P.E.Bach’ın yazmış olması, durumu biraz ilginçleştiriyor.Bu iki sonatın daha önceleri J.S.Bach’a ait kabul edilmesinin sebebi, bu eserlerin C.P.E. Bach tarafından kağıda geçirilmiş başka Bach müzikleriyle beraber bulunmuş olmalarıydı ( Bach oğullarını kopistleri olarak kullanıyordu!). Böylece J.S.Bach kataloğuna girmiş olan bu iki sonat artık (hala J.S.Bach olarak satın alabilirsiniz), stilistik ve kaynak karşılaştırmalarına dayanarak C.P.E.Bach’ın olarak kabul edilmektedir. Bach’ın stilistik etkisi ve denetimi çok açıkça hissedilse de C.P.E.’in babasından farklılaşmaya başladığı, özellikle eşlik partisinde ortaya çıkar. Baba oğul arasındaki etkileşimin sonucu olan bu sonatların ikisi de çok ilginçtir. Devam edelim; Bach bir başka sonatının sadece flüt partisini yazıp (do majör, BVW 1033) eşlik partisini armoni ödevi olarak oğlu C.P.E.’e ( yine o…!) vermiştir. Ama sadece Menuetto’nun eşliğinde birkaç ölçüyü kendi yazmıştır. Flüt ve continuo partisinin kıyaslanması, Bach’ın harika melodik envansiyonunun C.P.E.’in basit Alberti bası eşliğiyle, bir başka deyişle, ufaklığın çabalarının babasının dehası ve ustalığıyla karşı karşıya kalması sonucunu doğurur.Herşeye rağmen bu eğlenceli ve hafif sonat, biraz dengesiz olmakla beraber(partiler arası), güzel ve melodik ağır bölümden sonra gelen moto-perpetuo gibi allegro bölümüyle, çalan ve dinleyen için çok keyiflidir. Şimdi eminim ki yeni sürprizlerden korkmaya başladınız ama merak etmeyin kalan dört sonatın hepsi tamamıyla Bach’ın orijinal yazısıdır! Sakinleştiyseniz küçük bir sürprizim daha var. Bach, BWV 1032, la majör sonatın birinci bölümünü bitiremediği için (bu bölümün bir sayfasının kaybolmuş olması da başka bir ihtimal… belki de dikkatsiz temizlikçi çöpe attı!) bu eserde değişik bitirişlerle karşılaşırsanız şaşırmayın. Bu çok normal, çeşitli besteciler farklı sonlar yazmışlardır. Bitirilmemiş olması dışında, la majör sonat (BWV 1032), görkemli bir barok tempoda konçerto hissi veren birinci bölüm, tekrarlanan kırık akorlardan oluşması nedeniyle boşluklarla dolu ve çok sıkıcı olabilen ve bu sebeple bütünlenmiş bir müzikal fikir ve iyi seçilmiş bir tempo ile icra edilmeyi gerektiren, “Largo e dolce”(tatlı karakterde) 6/8’lik narin ikinci bölüm ve bizi tekrar neşeye ve dansa döndüren canlı ve zıplayan karakterdeki 3/8’lik jig ritmindeki üçüncü bölümüyle, hızlı-yavaş-hızlı formda yazılmıştır. Arkasından birçok ortak özellikleri olan “ikiz” sonatlar gelir. Bunlar aynı tonun değişik modlarında yazılmışlardır (mi majör, BWV 1034 ve mi minör, BWV 1035). İkisi de flüt ve continuo için yavaş-hızlı-yavaş-hızlı formunda yazılmış, Bach’ın müziğinin hakkını verebilmek için ayrıntılar ve renklerle dolu, “ince” bir ifade gücü gerektiren, değişik karakterlerde çok güzel yavaş bölümler sunan, “virtüoso”, hafif, zıplayan, hızlı bölümleri için sağlam bir teknik ve artikülasyon kontrolüne ihtiyaç duyulan sonatlardır.
Son olarak birçok önemli müzikolog tarafından Bach’ın oda müziğinde geldiği en yüksek ve muhteşem nokta diye nitelendirilen büyük si minör sonatı (BWV 1030)’na değinelim. İlk bölümde, senfonik bir orantı ile, Bach armoni ve kontrpuan konusundaki bütün ustalığını sergiliyor. Çalgıcıya daha da yaşanılır bir hayat bahşediyor ama tüm silahlarını kullanıp onu zora sokarak ; çevrilmiş temalar, ayna temalar, tema geri-dönüşleri, ters temalar, sağdan sola, soldan sağa ve daha niceleri. Bütün bunların büyüleyici tarafı da, Bach müziğinin tamamında olduğu gibi, yaratıcılık dolu sanatının tüm ihtişamı ile birlikte müziğin son derece ifadeli ve derinden etkileyici duyulması oluyor (Şu Bach var ya!…). İkinci bölüm kontrollü bir ses ve duygu ile çalınması gereken, tatlı ve samimi bir Siciliano. Bu bölüm gerçekten sımsıkı ellerle tutulması gereken çok güzel ve kırılgan bir sanat parçası. En ufak bir abartılı, düşüncesiz veya uygunsuz müzik hareketi ellerinizden kaymasına ve yere düşüp kırılmasına sebep olabilir. Son bölümde, Bach’ın dehası, 3 sesli bir füg ve 12/16’lık bir jigi birbirine yapıştırarak, “sonata da camera” ve “sonata da chiesa” arasındaki ayrılığı kırıyor. Bu, o zamanlarda bizim şimdi duyduğumuz kadar normal duyulmuyordu sanırım. Fügdeki sorunlar, teknik olarak, çoğunlukla seslerin ve girişlerin şekil ve dengeleriyken, jig bize alışıldık jig yapısının üstünde bir ritmik mücadele sunar.
Bu sayıda son olarak bahsedeceğimiz eser Solo Flüt için La minör Partita. Her flütçünün ömür boyu çalışıp, çaldığı (en azından çalışıp, çalması gereken) ama hiçbir zaman gerçekten erişilmez derinliğine ulaşamayacağı eser. Bu eseri yazarken Bach’ın kafasında flüt olmadığını düşünüyorum. Bach’ın üretimindeki “saf ” müzik kaygısı, enstrümanları bir deney aleti olarak kullanmaktan, çalış tekniklerinin güçlüklerini gözardı etmeye kadar varır. Bu eseri de eminim ki (ya da en azından herhangi bir kimsenin olabileceği kadar) çello ya da keman gibi yaylı bir enstrüman düşünerek yazmıştı. Eserin tamamında tipik “yaylı çalgıcı grameri” ve çello süitleri ve keman partitaları ile benzerlikler açık olarak görünür. Biz flütçülerin başarması gereken ise “flütsel” sorunlarımızı dinleyicinin unutmasını sağlamaktır. Bunlar birkaç dakika nefes almadan hayatta kalabilmek ya da dinleyiciye fark ettirmeden nefesimizi müzikal bir şekilde ayarlamak gibi küçük sorunlardır. Elimizde bir tek at kılı bile yokken “yayları” nasıl doğru yapabileceğimiz, bir klavsen gibi nasıl zıplayabileceğimiz, bir çello gibi nasıl bağlı çalıp derin renkler bulabileceğimiz, nasıl bas olmadan akorları armonik olarak anlamlı çalabileceğimiz de başka küçük sorunlarımızdır. Eğer başarılı olursak, sonuç repertuarımızdaki en muhteşem eserlerden biri olacaktır.
Değerli okuyucular ve müzikseverler, bize ayrılan bölümün sonuna geldik. Maalesef, Bach’ın diğer flüt eserlerini daha sonraya bırakıyoruz, yoksa koca bir el kitabı yazmak zorunda kalacağız.
Sonuç olarak, Bach’ın flüt müziği, çalgıcılara ömür boyu tutkulu bir araştırma olanağı sağlayan bitmez tükenmez bir uğraş, eserleri ve güçlüklerini bilmeyen şanslı dinleyiciler için ise müzikte hiç bitmeyecek bir yolculuktur ve harcanacak bütün çabalara değer.
Tavsiye edilen kayıtlar:
J.S.Bach, Komple Flüt Sonatları
M.Larrieu(flüt); R.Puyana(klavsen) Philips 438809
J.S.Bach, Flüt Sonatları
J.P.Rampal(flüt); R.Veyron-Lacroix(klavsen) Erato 55020
Tavsiye edilen kitaplar:
Aydın Büke; Bach, Yaşamı ve Eserleri, pp.394-399
Kabalcı Yayınları
Vieri Bottazzini’nin Andante için İngilizce kaleme aldığı yazıyı dilimize Memet Ali Alabora ve Emir Gamsızoğlu çevirdiler.
|